bir dilek hakkı acun bey!
bugün okulda sıkıntının içimizi kavurduğu anlarda bir sivri fikirli şöyle dedi "bir cin gelse bir dilek hakkın olsa ne dilersin?" konuşma oraya gelmeden önce biz uçmak,zıplamak,koşmaktan.. söz ediyorduk ilk cevaplarımız bu yönde oldu. ama bu sivri fikirli "yook! daha iyisi var olum zamanı istediğim an geriye almayı dilerim" dedi ve ardından sapkın fikirlerini de sıraladı. ben düşünmeye başladım ne desem de hem komik hem zekice olsun. sonra sanrım buldum ben allahın varlığını ispat etmek isterdim, yani tüm bilim adamları toplanacak; ama bir saniye ya!,yoksa falan dedikten sonra, evet ya doğru gerçekten var! diyecekler böyle elle tutulur kanıtlar sunsam önlerine sonra ben ilan etmesem bile peygamber ilan ederler beni. paramı? para!, karımı? milyonlarca!, güçmü? peygamberim ulan! bana dilek hakkı veren cin bile bana çalışır.
23nisan lan ben nasıl bir insan?(DEVRİK)
23 nisan'da bu sapkın blog'u bir çocuğa verdiğimi düşünemiyorum. hele birde"yaz istediğini"dersem sıçtık! herhalde bildiği bütün küfürleri yazar tabi bunlar öküz,köpek,çüklü,pipi... gibi basit şeyler olur ben daha da içten içe kızarım "konseptten çıkıyor eşşekolu eşşek" diye ama olsun yaa çocuklar iyidir. ama çocuklar olmasaydı pedofili hastaları olmazdı böyle bir dertten kurtulurduk yada bu insanlar başka birşeylere yönelirdi mazallah kuzulara,buzağılara yada olmamış meyvelere saldırırlardı!
çok da iyi oldu!
çok yartıcı insanlar var bu dünyada ama okadar gereksiz kullanıyorlarki bunu, nefret ediyoruz onlardan mesela; hamsterları sarıya boyayıp pazarda pikaçu! diye satan adam,yada eşşeğe beyaz pantolon giydiren afganlar.... bu herifler okadar basit görüp,algılıyorlarki komplike şeyler onlar için bir bulmaca sorusu oluyor hemde "bir mısır tanrısı"iki harf "RA" gibisinden! belkide dünya onların gördüğü gibi bukadar basit ve duyarsızdır. sanırım onlar bizden daha fazla mutlu oluyorlardır çünkü geniş bir hissiyat skalaları yok. seviyorlar,nefret ediyorlar sadece bu! hırsları da nefret oluyor, kıskançlıklarıda. beğeniyorlar sevmiş oluyorlar, gülüyorlar yine seviyolar... adamlar işin temelindeler biz insanlar yaşadıkça,geliştikçe(evrimi kastediyorum) çok sayıda duyguya sahip olduk bir alay oofff saymakla bitmez, işimize yaradımı? şuan şikayet ettiğimiz ne varsa sebebi oldular.
sanat'a mektup
sanatın sosyal hayatla birlikte gitmesi gerektiğini söyleyen konstrüktivist, değişimin ve yenilenmenin sürekli ve gerekli olduğunu söyleyen dada, teknolojinin bir gereklilik hatta kutsal olduğunu söyleyen fütürist, sadenin ve yalının en iyi anlatım biçimi olduğunu söyleyen minimalist, tuketimin ve metanın,ürünün ve görselin en iyi malzeme olduğunu söyleyen popartçı, ve hep farklıyı ,başkayı kucaklıyan avangard..... senden çok bahsediyorlar bizim okulda isimleriniz havada uçuyor,çok övülüp çok seviliyorsunuz. herkes sizin yaptıklarınıza saygı duyuyor ve takdir ediyor. bize bir şey anlatırken sizlerden örnekler veriliyor, uzun uzunca anlatılıyorsunuz... ama burdaki insanlar sizin zamanınızda yaşasalardı, onlar sizleri pavyonlarına almaz, galerilerine sokmaz, serginize gelmezlerdi... onlar emeğe taparlar, fikir eğer üzerinde hamallaşılmışsa ilgilenilmeye değerdir, kimin yaptığı ne yaptığından önemlidir, yaptıkların şanını değil, şanın yaptıklarını götürür... sizler bir şey'e tepki olarak doğdunuz ama o şeyi değiştiremediniz siz değiştiniz, o şey halen burda sanatın içinde. o yüzden bizim okula aman geleyim deme!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)