Hemen konuya gireyim abicim öldün! hemde iyi bir kul olarak öldün. öyle ki direkt cennetliksin ve hatta gittin.
bildik cennet manzaraları bulutların üstünde,nurlar yağıyor, şelaleler, yeşillikler..... herkeste beyaz entari var!
tüm dünya yaşamı boyunca hırsızlık yapmamış,namahreme bakmamış, kul hakkı yememiş olan sen cennette birden azıttın. Açgözlülük o gelsin ,bu gitsin ye babam ye. seni bide dünya yaşamında doldurmuşlar istediğin kadar huri var istediğini yapabiliyorsun diye! sen de hiç izlemezsin ama pornografik bir fantazi dünyası oluşmuş içinde çağırıyorsun 3 tane huri, bembeyaz yatak odandan içeri üç tane Tıpkı annene benzer huri girdi meğersen cennet'teki bütün huriler aynı annene benziyormuş. Ne oldu şimdi?
ören beyin
kendi hayal gücüyle çoraplar,kazaklar, masalar ,sandalyeler... ören ördükleri bir boka benzemediği zaman dünyaya kızan bütün yaratıcı kardeşlerime selam olsun.
birbirinden iğrenç DİRK KUYT espirileri
aykut kocamanın son taktiği "DİRK-DİRK-2"
Milli eğitim hocası gelirken kapı önünde "DİRK KUYT!!!!"diye bağıran öğrenci gibisin gülüm
Kuyt gövdeyi götürdü!
Şu Kuyt altınsa,söz gümüştür.
Milli eğitim hocası gelirken kapı önünde "DİRK KUYT!!!!"diye bağıran öğrenci gibisin gülüm
Kuyt gövdeyi götürdü!
Şu Kuyt altınsa,söz gümüştür.
dema da yema!
Bir arkadaşımın annesi bugün şöyle bir söylemle bana geldi! dedi ki" benim çağ dışı babam derdi ki bir kadınla,bir erkek arkadaş olamaz! bence yanlış..."falan filan ama adam haklı! çünkü bir erkek olarak, ben hiçbir kadınla arkadaş olamam ki bence durum bütün erkeklerde de aynıdır. bu fikrimi belirttiğim arkadaşımın annesi bu durumu nesil farkına bağladı ve "yok bence siz abazansınız, sapkınsınız ben hiçbir zaman böyle düşünmedim"dedi.tabi ki be kadın kadınlar böyle düşünmez! neden her 100 tecavüzden 99'u kadınlara yapılıyor? siz böyle düşünseydiniz,hapiste adam kalmazdı be mübarek! erkekler kızlarla arkadaş olamaz,bu riskle yaşamak zorundasınız. benden söylemesi : )
ırsızlık moruk
ben çok hırsızlık yapıyorum! ama öle değerli eşya,para,...vb gibi şeyler değil. küçük şeyler tadelle,kaju,keçeli kalem,anahtarlık,ayran... gibi bazende hesap ödemiyorum, rahatsız da olmuyorum ha! altında gizlendiğim fikrimde şu; eğer kapital sistemde yaşıyorsak ya üreteceğiz,ya tüketeceğiz,yada çalacağız! ben bazen çalıyorum. hak gibi görüyorum, ama haksızım biliyorum. sanırım kendimi özel gibi hissedip toplumun bana özelmişim gibi bir muamele göstermemesi ve benim bu duruma karşı gösterdiğim öfke ve cezalandırma isteğimden kaynaklanıyor olabilir. yada hastayım! ama böyle.
ha! eklemeyi unuttum bide bence insan vücudu vermeye uygun yaratılmamış.. şöyle bir insan (kesin bir ölçümüm yok fikir bu) maximum 250kg'ı ite biliyorsa,aynı güçle 300kg'ı çekebilir yani vermeye değil almaya uygunuz.
ha! eklemeyi unuttum bide bence insan vücudu vermeye uygun yaratılmamış.. şöyle bir insan (kesin bir ölçümüm yok fikir bu) maximum 250kg'ı ite biliyorsa,aynı güçle 300kg'ı çekebilir yani vermeye değil almaya uygunuz.
tabu
tabularımızdan bahsedelim, yada susun ben saçma bulunacak birkaç söylemde bulunayım. benim pek bi tabum yok. çünkü bir insanın tabusunun olması için kendiyle ilgili endişeleri veya kendini bilmeyle ilgili sorunları olması lazım.
diyelim ki "eş cinsellik" senin için tabu. bunun senin için bir "tabu" olması için,bunun üzerinde düşünmüş olman ve bunu bir tehlike olarak görmen gerekir,yani eğer eş cinsel olabileceğin ihtimalini veya potansiyelini kendinde görüyorsan ve bu seni rahatsız ediyorsa bu senin tabun olur. ama bunu bir tehlike yada ihtimal olarak görmüyorsan bunu tabu olması için bir sebep yoktur çünkü "tabu" bir çeşit sosyolojik ve psikolojik korunma mekanizmasıdır.
diyelim ki "eş cinsellik" senin için tabu. bunun senin için bir "tabu" olması için,bunun üzerinde düşünmüş olman ve bunu bir tehlike olarak görmen gerekir,yani eğer eş cinsel olabileceğin ihtimalini veya potansiyelini kendinde görüyorsan ve bu seni rahatsız ediyorsa bu senin tabun olur. ama bunu bir tehlike yada ihtimal olarak görmüyorsan bunu tabu olması için bir sebep yoktur çünkü "tabu" bir çeşit sosyolojik ve psikolojik korunma mekanizmasıdır.
uzun zamandır aşığım...ve bir okadar zamandır yalnızım. daha öncede yalnızdım,ama bu yalnızlığımı son bulma ihtimali belirdiğinden beri yalnızlığım bir sorun. ve lanet olsun dur ki bunu çözümü bir kişi.
onun hayalleri beni okadar dolduruyor ki, gerçek hayatımdaki sorunlarım beni dibe,dib oğlu dibe çekiyor ama!
ona kimsenin bakmadığı gibi bakıyor,kimsenin önemsemediği kadar önemsiyor,kimsenin sevmediği kadar seviyorum,.. arkadaşlarım boş hayaller kurduğumu, yanlış beklentilere girdiğimi söylüyor. belkide haklılar ama öyle hayaller ve düşüncelere inandım ki,onun teni,onun bakışları,onun sesi ve benim düşüncelerimin, hayallerimin birleşimi bile bana yetecek.
onun hayalleri beni okadar dolduruyor ki, gerçek hayatımdaki sorunlarım beni dibe,dib oğlu dibe çekiyor ama!
ona kimsenin bakmadığı gibi bakıyor,kimsenin önemsemediği kadar önemsiyor,kimsenin sevmediği kadar seviyorum,.. arkadaşlarım boş hayaller kurduğumu, yanlış beklentilere girdiğimi söylüyor. belkide haklılar ama öyle hayaller ve düşüncelere inandım ki,onun teni,onun bakışları,onun sesi ve benim düşüncelerimin, hayallerimin birleşimi bile bana yetecek.
Kral olmayı hiç bir zaman istememiştim. sadece babamın olanlardan çoğunu istemiştim,ki her oğul bunu ister! yaşadığım diyarı güç yönetirdi. kılıçlar çekilir, kafalar kesilir, akşamına şaraplar içilirdi. kurallar bizden daha barbar atalar tarafından değiştirilmeyecek şekilde konulmuşlardı. onlar o kadar güçlülerdi ki öldükleri halde kuralları duruyor,fikirleri yürüyordu. acımak kadınların işiydi benim diyarımda, ben acımaz acıyamazdım,eğer acırsam zayıf düştüğümü düşünenler beni sınarlardı , o kadarda korkman sınanmaktan ama öyleleri var ki bu diyarda beni halkımla sınarlar,beni kadınımla sınarlar,beni prensiplerimle sınarlar...
bazı sabahlar uyanıyorum ve kraliçemi pencereden kılıcımla yarattığım ihtişamlı diyarıma bakarken görüyorum,o kadar mağrur,o kadar gururlu ve o kadar içten izliyor ki diyarı, kendi kendime "keşke ben sadece prensesimin koruması olsaydım"diyorum"tek işim bütün gün o'nu seyretmek, o'nu koklamak,o'nu hissetmek olsaydı, bu kanla sulanmış topraklarda onu saf ve temiz tutmak için elimden geleni yapsaydım"diyorum eğer arkamda benim korumama muhtaç bir halk olmasaydı, ben onun arkasında onun sevgisine muhtaç yaşardım.
bazı sabahlar uyanıyorum ve kraliçemi pencereden kılıcımla yarattığım ihtişamlı diyarıma bakarken görüyorum,o kadar mağrur,o kadar gururlu ve o kadar içten izliyor ki diyarı, kendi kendime "keşke ben sadece prensesimin koruması olsaydım"diyorum"tek işim bütün gün o'nu seyretmek, o'nu koklamak,o'nu hissetmek olsaydı, bu kanla sulanmış topraklarda onu saf ve temiz tutmak için elimden geleni yapsaydım"diyorum eğer arkamda benim korumama muhtaç bir halk olmasaydı, ben onun arkasında onun sevgisine muhtaç yaşardım.
O'nun sekiz şeytanı, binlerce düşmanı ve bir ordusu vardı. üstünde ot bitmeyen tepelerin ortasındaki o bildik kara dağ'da yaşardı. O yapmak için yaratıldığı şeyi yapmaya gelmiş ama yapamamayı seçmişti. düşmanlarının düşmanları aslında onların korkularıydı ki, gerçek korku yapılabilecekler değil daha önceden yapılmış olanlardı. o kadar çok şeyi olmasına rağmen,O'nun bacaklarında güç yoktu. kara dağ daki kalesinden dışarı hiç çıkmamış çıkamamıştı. belkide içinde yaşadığı bu ölü diyarı görseydi,iki şeçeneği olduğunu anlayacaktı'ya herşeyi yok edecek,yada kendini yok edecekti. O'nun şeytanları, O'nun kardeşleriydi. onların kanatları,ateş soluyan nefesleri ve kılıç kesmez derileri vardı. onlar O'nun "taht" dediği aciz yatağın etrafında,Onu gözler,Onu kollarlardı. O'nun ordusu ölü tepelerde hiçbir zaman cesaretini toplayıp ta gelemeyecek orduyu beklerlerdi. bulutları gri,geceleri soğuk,suları acıydı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




