içimdeki sokakta ki adamın içinden geçenler

bu yazıyı empati kurma yeteneğimi ve kültürel gelişimimi bir kenara bırakarak yazıyorum!
japonya'da deprem olup koca dalgalar geldi ya hacı ben hiç üzülmedim! onlara müstehak keke! nekadar pislik varsa bu adamlarda ağbey! böcek yerler, maymun yerler, abuk sabuk giyinirler, o yunusların azına sıçtılar zaten, nekadar irençlik varsa bu pezolarda pornolarını söylemiyorum bile İİĞĞİHAAH(iğrendim) bu zaten biyerden çıkıcaktı, bütün sapkınlıklar sende olursa allah,tanrı,karma... böyle alır acısını!

mart ayında yapıcaklarım, ama yapmaya güç bulamayacaklarım

üsküdardaki ÖSYM'ye git şifre al,bankaya git para yatır, git çıktı alabileceğin bir bilgisayardan ALES başvurusu yap, kil ve terrekota atölyesi için birşeyler bul, simens sanat için video çek, bitirme ödevi için araştırma yap malzeme bul fiyat araştır, ve madalyon worshop'u için tasarım yap....bir alayda sitres yap ve yaşa

%98 ben yaptım


Yakın bir tarih'te bu video'yu facebook'ta paylaştım! Lakin bana ilk anda komik gelen bu olay şimdi hiç komik gelmiyor,hatta utandım biraz. Sanırım ilk gördüğümde şunları düşünüm; olayın kahramanlarının maymun ve kurbağa olması ve maymunun kurbağa'yı masturbasyon amaçlı kullanması hatta "-anaa kurbaanın azına veriyo!" diye gülmüşümdür. belki maymunun kurbağayı bu amaçla kullanmasında ve bunun aklına gelmesni bir zeka belirtisi olarak görüp biraz hayran kalmışımdır...
Daha sonra yani şimdi düşündümde genetik olarak %98 bize benzeyen bir canlı kurbağaya tecavuz ediyor ve bu kaçınılmaz olaydan kurbağa hiç zevk almıyor. maymun zekasını bana kurbağaya tecavuz ederek kanıtlıyor. hareketlerine bakınca iğrenmekten başka bişey hissetmiyorum ama şimdi biliyorum ki, tecavuz bir toplumun gelişip,gelişmemesinden kaynaklanmıyor.
Eğer ki basit bir anlatımla maymundan geldiysek içimizde beynimizin derinliklerinde var bu davranış. üzgünüm bay kurbağa sen ne ilktin nede son olacaksın..

bilet


Ne de güzel şeylersiniz siz, zamanında değerinizi bilemedik biz sizin. Gereksiz gördük,modası geçti dedik, şimdi düşünüyorumda sosyal anlamda çok önemliymişsiniz. bu günlerde toplutaşıma araçlarında kimse kimseyi ilgilendirmiyor veya sevmiyor, siz varken sizleri duraklardaki büfelerden, İETT bayilerinden veya durağa kurduğu küçük tezgahta sizleri bir buçuk katı fiyata satan yaşlı amcalardan alırdık... hiç olmadı otobüse biner -abi ben bayi olan biryerden bilet alıyım! derdik veya -fazla bileti olan varmı? diye yolculara seslenirdik. Oyüzdendir ki çevremizdekilerle olumlu iletişimler kurardık. Hatta halk otobüslerindeki muavin'in önemli bir işiydiniz siz! parayı verdikten sonra çok lazımmışsınız gibi sizin geçersiz versyonunuzu vermesini beklerdik yaşlılarımız ise sizi saklar belediye otobüsünde kullanmaya çalışrdı...
yani demem odur ki siz pıratik değil ama önemliydiniz, işlevsel değil ama gerekliydiniz, küçük bir şeydiniz ama bir şeydiniz



spartürk'üz hacı

Anadolu'nun ortasında şimdiki ankarada doğdum, keçi çobanıydım. bir çobana göre epey kaslı küvetli bir adamdım, bir çoban olarak bütün gün keçilerle dağ,tepe geziyorum. Eee tabik sosyal hayat yok! birgün tutmuşum keçinin birini takılıyorum, bomboş anadoluda iki roma askeri karşıma dikildi ! yakalanmanın verdiği korkuyla elim ayağım boşaldı.... "LAN! İbne ne yapıyon lan sen ?"dedi içlerinden biri. "Abi elini ayağını öpeyim bişey yaptığım yok! valla kontrol ediyorum sütü geldimi diye". "Vay anuğa kodumun" deyip kılıcın dipçiğini kafama oturttu ve tabi bayıldım....
bir uyandımki yargılanmışım tecavüzcü olmuşum, ırz düşmanı olmuşum... birinin domates atması suretiyle uyanmasam asacaklar ibneler beni, tabi kafamı çevirdiğim her yerde keçi çevirmeler yeniyo! dedim ki "ulan ibneler hadi ben birini siktim siz niye hebisini kestiniz?" dememle ikinci dipcik darbeside geldi....
bu pezeveg Romalılar beni öldürmemiş, keçilerimi aldıkları yetmiyomuş gibi benide şehre götürüp köle diye satmışlar! (şimdi olayın nereye gittiğini anladınız biliyorum)
bembeyaz bir gelin gibi giyinmiş ve elbisesinin kumaşını ibne gibi tutan biri beni satın aldı ve benimle birlikte türlü türlü adamlar aldı teni kapkara olanmı dersin, turuncu kavun rengi sakalı olan adamlarmı dersin, ohoooo neler neler...
Ben sanıyorumki hazırlanacaz falan filan aldılar bizi elimize bir kılıç verdiler saldılar gençlerbirliği stadı gibi biyere karşımızda zırhlı,mırhlı herifler silahlar gıcır başladılar bizi doğramaya...
oraya kaçıyorum başkası, buraya kaçıyorum beteri geliyor. dedimki ulan olum kaçamıcan hadi girişelim şunlara "SİZ ALLAHMISINIZ LAN?"dememle sanki bir güç geldi daldım, tabi türübün de cıbıl karıları gördüm! vurduğumu deviriyorum bir,üç,beş aldım akıllarını dövüş bittiğinde adrenalininde etkisiyle sarhoş gibi olmuşum ve "ALLAH Birrr BEN TEKEM!"diye bağırmışım....

sanal alemimim özgür kızları

"neden ataerkil toplumumuzun interneti bu kadar anaerkil" yani internetimiz neden kadınların elinde ona yön verenler neden onlar? rahatsızmıyım değilim, yani tam olarak doğru bulmasamda batmıyor! fakat doğru bulmamamın bazı nedenleri var çünkü bunu pek sağlıklı bulmuyorum çünkü bu bana göre demek oluyorki bu kadınların veya kızların (allahın neden böyle bir ayrım yaptım) günlük hayat'ta söyleyemedikleri bir şeyler var! ki var. bu sözler, bu düşünceler okadar bastırılıyormu? yani bir baskı var ama bu gerçekten de bu düşüncelerin veya söylemlerin dışa vurumunu bu kadar engelliyormu ,yoksa kolay yolumu seçiyorlar? eğer bu kolay yolsa hiçbir işe yaramadığı kanaatindeyim. çünkü baskılar altında ezilen bu kızlar bu düşünceleri ve söylemleri internet üzerinde ortaya koymaya devam etmeleri üzerlerindeki baskıların azalmasından çok onların hissetiği baskıyı hafifletir. biraz cesaret ve biraz bedel ödenmesiyle toplumsal hayat ve sanal alem dengesi oluşabilir ve daha sağlıklı bir toplum olunabilir.

bu şehir

istanbul daima hatırlanacak bu şehir öyle bir şehirki bundan yüz yıl sonra.....; burası Melek yargıcı'nın bir gala çıkışında "allah bir, ben tekem!" dediği yer, burası hacı hüsrev basıkınında "Abiii ! okuyom ben yaaa!" dendiği, amigo orhan'ın milli takım teknik direktörü musatafa denizliye uçan kafa attığı, amerika basketbol milli takımının oyuncusu olan shawn marion'un boğazı nehir zannettiği, RTE'nin il sınırları içindeki her stad'da "yuh"landığı yer diye hatırlanacak

sanırım

sanırım hayat bazılarımıza farklı görünüyor. kimilerimiz hayatın insanı değiştirdiğini düşünüyor, bazılarımız ise insanların hayatlarını değiştirdiğini. kimimize göre hayat zımparalarla kaplı dar bir yol, yürüdükçe ayaklarımız, aksadıkça veya hatalar yaptıkça duvarlara değen omuzlarımız törpüleniyor yani hayat bizi yontuyor. bazılarımız anı yaşıyor veya kafalarını kaldırmıyorlar, bazılarımız ise ileri bakıp dersler çıkartıyor üstlerine bir şeyler giyiyorlar. kimileri eğer yaşlanırlarsa "hayat beni çok değiştirdi" diyorlar, kimileri ise "şu hayat'ta çok şey gördüm" diyorlar! bana göre ölürken tüm hayat sürecinde olmaktan en çok zevk aldığın, en çok gurur duyduğu, en çok özgür olduğun... sen değilsen hayat sana en az bir gol atmış demektir, belki sen onu yenersin ama gol'u yemişsindir.

whopper yemekten korkar oldum

burger king ve mc donald's larda çalışan arkadaşların durumu nedir yahu? bu arkadaşları özenle seçiyorlarmış gibime geliyor çünkü nerdeyse hepsi ; yağlı saçlara, aşırı bir kiloya, bel bölgesinde yağlanmaya, zeka geriliği varmışcasına hareket ve bakışlara sahip... ama marka değerlerini koruma konusunda çok hassalar mesela burger king'te "bana bir sprite"derseniz "fruko'nuz büyük boymu olacaktı ?"diye bir soruyla karşılaşırsınız gibi gibi... sanki bu elemanlar sattıkları şeyi yiyerek büyümüş ve kendilerini borçlu hissederek burda çalışıyorlarmış gibi geliyor. bazen korkuyorum kapımda şöyle bir not bulacakmışım gibi geliyor.
"sevgili Emre Demirel sizi 01/6/2011 tarihinde saat 10;00'da metrocity'deki burgerking şubemizde altı aylığına çalışmak üzere bekliyoruz.
saygılarımla Michael BurgerKing."

otum

ben zincirlikuyu'da iki yolun arasındaki otum. ben sizin asla olamayacağınız şeyim,benim gibi olmaktansa ölmeyi yeğlersiniz.
bütün gözeneklerim toz ve kirle kaplıdır, rengim yeşilimsi bir gridir, sağır değilim ama olmak çok isterdim yanımdaki otun sesini daha duymadım, akşamları ya köpek işer üstüme yada sarhoş kusar, arada belediyeden abiler gelir bizi yolar, ama otum ben hem de yabani geri biterim.
geceleri oksijen alırım.. zaten bir tek geceleri alırım oksijeni, ciğerlerim olsaydı katran dolu olurdu, öksürür dururdum... yazları yanımıza laleler dikerler çok güzel renkleri var kerataların ama çok üzülüyorum onlara, onlar olmasa bizi sulayan olmaz herhalde.
yinede dayanamazlar bu şartlara ölür giderler, bazen düşünürüm keşke onlar gibi renklerim olsada bir ay ömrüm olsa... yağmurlu günlerde seviniriz ama arabaların sıçrattığı çamurlu sular gözeneklerimizin azına sıçar yani hayatımın güzel bir yanı yok varsada bazı bedelleri var
o yüzden neyseniz o olmaya devam edin.

why ı love pelot


2oo7 yılında güzel sanatlar'a girmemle hayatıma girdi bu kız... kendisini bir kaşık suda boğabilme potan siyelime rağmen kendisini seviyorum ama NEDEN!
-"karanfil" soyandında utanmasındanmı,
-karda yağsa yağmurda yağsa "sevmiyorum" deyip montun kapşonunu takmayıp şapşal gibi ıslanmasımı,
-ilk tanıdığımda kürt,daha sora ise arnavut olmasımı,
-hiç düşünmüden hareketler yapıp sonucunda "ne bileyim abi"demesimi,
-kalıp alırken yaptığı ayran kıvamındaki alçısındanmı,
-sonrada birinci sınıflara alçı yapmayı öğretmesimi,
-bir haftadan fazla kalacağı heryere sanat kitaplarınıda götürmesi (ki bu kitaplar bir bavul dolusu),
-zamanında benimkilerele yarışır gürlükteki bıyıklarımı,
-dikişlik yarayı bantlayıp kanı damlaya damlaya gezmesimi,
-zeytinden tiksinmesimi,
-sarhoş olup yaptıklarımı,
-sevgililerinden çektiklerimi,
bilmiyorum ama severim ben bu kızı

sevelim sevinelim

conan o'brien 'ı seviyorum komik adam! çok sahici ve samimi buluyorum ayrıca pandomim yeteneğinede hayranım öyle bir vücudu böyle kullana bilmek çok garip bir lutüf en az 1,95 boyunda, 70kilo, irlanda asıllı kızılsaçlı cılız bir adamın tv dünyasında barına bilmesi bir şeylerin işareti olsa gerek...

attım oldu

basketbol'u seviyorum oynarken yada yaparken en zevk aldığım şey bu, oynarken hissettiklerimin bir tarifi yok! aslında var basketbol'u yapabildiğim için değil yapmak için harcadığım emeğin karşılığını gördüğm için seviyorum. korkunç stres atıyorum oynarken normalde insanlarla rekabete giren onları geçmeye yada yenmeye çalışan biri değilimdir, ama bu oyun onlara kafa tutmama ve onları zorlamama yardımcı oluyor. düşünüyorumda bu oyunu oynarken hiç bir zaman yapabilceğinden fazlasını yapamadığın bir oyun, neysen o'sun. yetenekli olabilirsin yetenekli doğabilirsin ama karşındaki neye izin verirse ancak onu yapabilirsin, işte zeka burda devreye giriyor kendi hareketlerine karar verdiğin gibi karşındakinin ne yapmasını istediğinide bilmen gerekiyor. rakiplerin seni iyi yapar, rakiplerin seni rakip yapar o yüzden bu dünyanın en sosyal spor'u olabilir ve belkide beni sosyalleştirdiği için seviyorum

bir birinden iğrenç spor espirileri

nesine oynuyoruz beyler? -Osasuna abi!
Roger Federer! ben affetmem!
bu mu yaptı lan?- O'neal öbürü
ayağıNADAL
ben al derim ama patron Sneijder bilmiyorum?
THURAMınakoyim!
gittiğin Puyol, yol değil!
artis mi ?Ron Artest ne arar la bazarda?
yok ebesinin Gutti!
İnter Milan, ister inanma!
Ben Wallace, sen selamet
Arsenal nisan'da öde kampanyamız...
bu espirilerden sonra Sergio Busquets'tim
-Mehmet Battal boy çöp poşeti al!
bu varya Andy Roddick alası

ddamsız girdik bu yıllara

az önce aklıma geldi de ben Saddam'ı özledim, ben Saddam'ın olduğu bir dünyada yaşamaktan memnundum. O'nun benim güney doğumda olduğu düşüncesi içimi ısıtıyordu, şimdi ise güney doğumda hiç birşey yokmuş gibi geliyor . Saddam'lı ırak beni meraklandırırken, O'nsuz ırak beni tedirgin ediyor. O sanki ailemizdeki cahil, agresif ve çok konuşan en büyük amcamız gibi geliyordu bana. saçmalıyordu boş konuşuyordu ama ırak'a yakışıyordu bence kimse ırak'tan böyle erdemli, mantıklı, sosyal bir adam beklemiyor, herhalde bunun sebebi ırak ın türkçedeki diğer kullanımı olabilir. her neyse ben özledim bu adamı bizi pek korkutmadığı içinmi, içimizdeki amerikan düşmanlığının en kara cahil dışarı vurumu olmasımı bilmiyorum .

by şebnem coşkun
öyle bir dönemin içindeyimki ,beden dondurma işlemi yapılabilse hemen başvurup bir buçuk ,iki ay donduracağım. içimde hiçbir şeye karşı bir ,arzu,tutku yok... sonuçta bir yere kadar insanız sosyaliz ve sosyalleşiyoruz çevremdeki insanları kırmadan geçirdiğim her saniyeyi kar olarak görmeye başladım bu dönem. kızgınım ,öfkeliyim,acımasızım ve bunları kullanmakta korkuyorum etrafımda bu kadar insanı bir daha görebilirmiyim bilmiyorum ama silip atmamak için kendimi zor tutuyorum .artık sadece komik olmak için espiri yapıyorum ,eskiden bende güldüğüm için yapardım. sahteleşiyorum ,rol yapıyorum eskiden sadece alttan alıyordum hoşlandığım insanlardan bile vazgeçmeyi düşünüyorum yada onların benden vazgeçtiklerini düşünüyorum. yukarıya baktığımda sadece yağmur bulutları görüyorum,görmediğimde ise basket oynuyorum. zamanında çok şikayet ettim biliyorum ama yaz'ı ,güneş'i özlüyorum.

turuvalı türk

bugün öldüm,troya savaşının ilk gününde, ilk saldırıda aptalca bir stratejik hata sonucu, ok yağmuruna tutularak öldüm. elime verilen mızrağı daha sıkıca tutmadan kendimi yerde buldum, üstüne üstlük hemende ölmedim yerde epey bir yattım, hatta biri üzerime bastı. aslında biraz iyide oldu ölmeden önce yerde iken benden daha ileri gidenlerin ölümlerini gördüm korkunçtu!
eskiden şimdiki gibi modern tıp yoktu, burdaki çocuklar diyorki iç kanamadan ölmüşüm, pek aklıma yatmadı benim bildiğim kan dışarı akar. her neyse benim gözlerim kararmaya başladı ve ölmüşüm yanımda ölen adam dedi bunu. akşama doğru bizi toplayıp yakmışlar, bir uyandımki o gün ölen herkes bir mağranın içinden geçen nehrin kenarında bekliyor. bizi yakarken gözümüze altın sikke koymuşlar, ben yaşarken iki altın sikke görmemiştim bir an herşeyi unutup mutlu oldum. saatlerce bekledik yanımdakine sordum ''neyi bekliyoruz?'' diye''kayıkçıyı''dedi ''neden?'' dedim ''bizi yeraltı dünyasına götürsün diye,o elindeki parayıda ona vercez''dedi ''hepsinimi?'' dedim ''evet'' dedi üzüldüm, bir kaç saat sonra kıçıkırık bir sandalın üstünde çürümüş bir adam kürek çekerek geldi ''atlayın!'' dedi bizimkiler dünden razıymış gibi hemen atlamaya başladılar, ben bi durdum binen parayı veriyodu kayıkçıya, biraz bekledim. tam dolmaya doğru atladım kayığa kayıkçı sıkılmış usanmıştı uzatmadım parayı sağa sola bakarak bindim kayığa düşündümki günde yüzlerce kişi biniyor kayığa herkes'ten iki sikke alsa ooooh iyi para kazanıyor, benim paramı almasada olur dedim içimden ve yola çıktık, kayıkçı kayığı durdurdu ''beyler bir kişi para vermemiş hemen çıksın o kimse ücreti uzatsın yoksa kayık burdan şuraya gitmez!''dedi herkes birbirine bakmaya başladı ben ''beyler ölmüşüz artık bu neyin nesi yaa! burda da böyle yapıcaksak oooh''dedim ve kayıkçıya baktım oda bana onaylarcasına kafa salladı aniden birileri birbirine bağırıp saldırmaya ve kavga etmeye başladı ve biri suya düştü kayıkçı da''tamam şimdi hesap tutuyor yola devam ''dedi ben cebimde iki altın sikkeyle ölüler diyarına doğru gitmekteydim. halen cebimde iki altın sikkeyle buraların en zengin ikinci kişisiyim birinci ise kayıkçı gerçekten çok zengin ...

Tayiple sürreal tartışma

RTE;s.a. gençler nasılsınız?
me;(mırıldanarak) a.s. iyiyiz
RTE;referandumda oy veriyosunuz dimi?
me;ewet vericez ama siz pek memnun kalmıyacaksınız!
RTE;peki neden hayır avrupa standartlarında bir anayasa istemiyormusunuz?
me; avrupa standartlarını istiyoruzda sizin getirdiğiniz versyonu istemiyoruz
RTE;tamam! terbiyesizlik yapma!
me;sizin beklediğiniz cevabı vermemenin neresi terbiyesizlik ha? (özel korumalar tarafından çekiştirilmeye başlanmışken) peki bu anayasa sizide yargılayacakmı? insan kendine emanet edilen bal kavonozuna en fazla bir parmaklar ! Sen sahibi geri istiyor halen elin içinde pişkin pişkin konuşuyosun
RTE;götürün şunu!
me; Anamıda alayımmı? (geleceğin siyasi lider potansiyelini hissederek) ne yapacaksın? hapsemi atıcan beni ne kadar tutabilirsin? peki benim gibilerini ne kadar sustura bilirsin?
(ağızım kapatılarak) hımmmı hım nıaıııım!

yaşlı bir ergenin klavye'ye boşalma durumu...

ewet itiraf ediyorum cinsel fantazilerimde günlük hayatta gördüğüm insanları kullanıyorum casting'imi sizlerin arasından seçiyorum.ben öyle; ulan megan fox'u şöle alıcan çeviricen...,paris hilton'un saçlarından tutacan... tarzı düşüncelerle bu yola çıkmıyorum.senaryolarımın daha gerçeğe yakın olmasını istiyorum en azından ihtimalin 1000/1 'in altında olmasını yeğlerim. sonuçta benim megan fox'u görme ihtimalim bile 1000.000/1 ihtimal ki birde sevişicem onla ki bunun ihtimali için sıfır yetmez. fantazilerimi etrafımdakilerden oluşturursam ihtimaller epey çoğalır.işte sen çok sarhoş olursun,ben hassas bir erkek gibi iki,üç laf ederim sonra olan olur...
Ayrıca bir şey fark ettim ben bu senaryolardaki kız arkadaşlarla onları cezalandırmak için birlikte oluyorum sanki bu eylemlerden tek zevk alan benmişim gibi ... farkettimki şeçtiğim bu kişilerin bazı özelliklerinden hoşlanmadığım için onları seçiyorum, açıkcası sebebi benim seks'i tam olarak tanımamam olabilir,çünkü gerçekten hoşlandığım kızlarla seviştiğimi düşünmüyorum . aşk'la seks'i bağdaştıramıyorum hoşlandığım kızla aynı yatakta sarılıp yattığımı düşünürken diğer başka bir kızı daha yatağa gitmeden masanın üzerinde,yerde,kanepede,...
bu bana kalırsa ve büyük ihtimalle sizede kalırsa bir sorun umarım çözerim çok yalnızım ve çaresizim (duyarlı,yardıma ve ilgiye muhtaç styla)...