Kral olmayı hiç bir zaman istememiştim. sadece babamın olanlardan çoğunu istemiştim,ki her oğul bunu ister! yaşadığım diyarı güç yönetirdi. kılıçlar çekilir, kafalar kesilir, akşamına şaraplar içilirdi. kurallar bizden daha barbar atalar tarafından değiştirilmeyecek şekilde konulmuşlardı. onlar o kadar güçlülerdi ki öldükleri halde kuralları duruyor,fikirleri yürüyordu.  acımak kadınların işiydi benim diyarımda, ben acımaz acıyamazdım,eğer acırsam zayıf düştüğümü düşünenler beni sınarlardı , o kadarda korkman sınanmaktan ama öyleleri var ki bu diyarda beni halkımla sınarlar,beni kadınımla sınarlar,beni prensiplerimle sınarlar...
bazı sabahlar uyanıyorum ve kraliçemi pencereden kılıcımla yarattığım ihtişamlı diyarıma bakarken görüyorum,o kadar mağrur,o kadar gururlu ve o kadar içten izliyor ki diyarı, kendi kendime "keşke ben sadece prensesimin koruması olsaydım"diyorum"tek işim bütün gün o'nu seyretmek, o'nu koklamak,o'nu hissetmek olsaydı, bu kanla sulanmış topraklarda onu saf ve temiz tutmak için elimden geleni yapsaydım"diyorum eğer arkamda benim korumama muhtaç bir halk olmasaydı, ben onun arkasında onun sevgisine muhtaç yaşardım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder