O'nun sekiz şeytanı, binlerce düşmanı ve bir ordusu vardı. üstünde ot bitmeyen tepelerin ortasındaki o bildik kara dağ'da yaşardı. O yapmak için yaratıldığı şeyi yapmaya gelmiş ama yapamamayı seçmişti. düşmanlarının düşmanları aslında onların korkularıydı ki, gerçek korku yapılabilecekler değil daha önceden yapılmış olanlardı. o kadar çok şeyi olmasına rağmen,O'nun bacaklarında güç yoktu. kara dağ daki kalesinden dışarı hiç çıkmamış çıkamamıştı. belkide içinde yaşadığı bu ölü diyarı görseydi,iki şeçeneği olduğunu anlayacaktı'ya herşeyi yok edecek,yada kendini yok edecekti. O'nun şeytanları, O'nun kardeşleriydi. onların kanatları,ateş soluyan nefesleri ve kılıç kesmez derileri vardı. onlar O'nun "taht" dediği aciz yatağın etrafında,Onu gözler,Onu kollarlardı. O'nun ordusu ölü tepelerde hiçbir zaman cesaretini toplayıp ta gelemeyecek orduyu beklerlerdi. bulutları gri,geceleri soğuk,suları acıydı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder